| |
|
|
 |
Radyo iz
© |
|
| |
|
|
Turkce
Russian
English
Ukrainian
Dutch
Hungarian
Greek
DUYURULARINIZ
|
 |
Radyo iz`e Hos Geldiniz...! |
 |
 |
Bizi Biz Yapan Türkülerimiz
Üzerine Bir Yazi |
 |
(25.01.2006) Çok söz
söylenmiştir türküler üstüne. Ana sütü gibi ak, ana sütü gibi temiz
denmiştir. Nerden geldiğini ayak seslerinden tanırım denmiştir. Ne
söylenirse söylensin, türkülerin üzerimizde bıraktığı etkileri anlatmaya
yetmez. Sazın, sözün, duygunun, düşüncenin, yaşam biçiminin, geleneğin,
sevginin ince bir maharetle işlendiği bir bütündür türkü. Her
dinleyişinde yeni keşiflerin yapıldığı, yeni ufukların açıldığı, yeni
hazların alındığı önemli bir hazinedir.
Sazın
teline vurulan tezenenin okşayışıyla, zurnadan çıkan korkusuz
haykırışla, davulun tokmağının çırpısıyla uyumuyla, sipsinin feryadıyla,
kavalın ağlamasıyla ve üstüne dizilen acılı, tatlı, neşeli, kederli
sözlerle kulaktan girip ruhun derinliklerine yerleşen saf, temiz bir can
suyudur türkü.
Kültürün
diğer her parçası çok önemlidir ama türkünün bıraktığı izler ise çok
farklıdır. Türkü sınır tanımaz, siyaset bilmez, haritaları görmez.
Nerde bir dinleyeni varsa ordadır. Nerde bir söyleyeni varsa oralıdır.
Bir toplumu millet yapmada en etkin rolü üstlenmiştir. Acıyı, kederi,
neşeyi, sevgiyi ve paylaşmaya dair ne varsa türküyle yaşanmıştır. Yıl,
takvim, asır gibi zamanlar da türkünün söylendiği yerde yoktur. Zaman ya
yoktur, ya durmuştur. Yüzyıl önce söylenen yemen türküsü, şaha gidelim
deyişini hangi zamana sığdırabiliriz ki? Vatan sınırları haritalarda
başka çizilse de türkülerde başka şekilde dile gelir. Bir bakarsın vatan
toprakları binlerce kilometrekare daha çoğalmış. Selanik türküleri yoksa
nasıl söylenir.
Madem ki
toplumları ayakta tutan en temel duygu sevgiyse, bireyin mutluluğu da
sevgiden geçiyorsa, türkü tek başına sevgiyi oluşturacak gizeme, bilgiye,
tarihe, psikolojiye, yönlendirmeye sahiptir. Her türkü can kulağıyla
dinlendiğinde, dantel gibi işlenmiş bir melodiyle, resmedilmiş
yaşamlarla karşılaşılır. “Göç göç oldu, göçler yola dizildi” dendiğinde,
on binlerce insanın can korkusundan düşman elinden kaçarken geride
bıraktıkları hayallerini, acılarını, anılarını ve yaşadıkları çileyi,
umudu görürüz. “Gördüm iki kişi mezar eşiyor” diye başlayan türküde, en
temel duyguyu yani yaşamın bir gün son bulacağını, kötülükten,
zalimlikten, sevgisizlikten uzaklaşıp insanca, hakça yaşamayı harekete
geçirdiğine şahit oluruz. Türkü dinlerken, söylerken içimiz içimize
sığmaz, bazen neşelenir kalkıp oynarız, bazen de göz yaşlarımıza hakim
olamayıp ağlarız. Bütün kötü düşüncelerden arınıp, duygunun temiz
haliyle karşılaşır, ruhumuzun güzelliklerini hatırlarız. Bazen yari,
bazen anayı, bazen dostu düşündürür türküler. Hep insanca olana
yaklaştırır, kapalı gözümüzü açarak. Bazen de güldürür, milletimizin
mizah anlayışına şahit oluruz “manda yuva yapmış söğüt dalına”
türküsüyle. Yaşama dair ne varsa türkülerde vardır, her türkü başka bir
yaşam kılavuzu verir dinleyene, söyleyene.
Türküyü
tanıyan, tadına varan, hazzını yaşayan insanları çoğaltmamız gerekiyor.
Şarkıyla türküyü birbirinden ayıramayanların, arabeskle türküyü
karıştıranların, diğer müzikleri dinlemeyi sınıf yaratma olarak
görenlerin olduğu bir toplumda türküyü tanıtmak, dinletmek zor. Son
yıllarda başlayan türküye ilginin artması sevindirici, ama yeterli değil.
Türkünün varlığını keşfedilen bir halden öğretilen bir hale
dönüştürmemiz lazım. Okullarda müzik derslerinde türkü dinletilmesi,
öğretilmesi önemli bir adım olur. Bu güne kadar müzik derslerinde
öğretilenlerle hiçbirimiz temel müzik bilgisini alamadık ve
uygulayamadık. Enstrüman çalanların tamamı özel uğraşlar sonucu
öğrenmişlerdir. Müzikle özellikli olarak ilgilenmeyen hiç kimse en
basit notaları dahi okuyamaz. İlk okul birinci sınıftan itibaren lise
son sınıfa kadar okutulan müzik derslerinde türkü öğretilse, türkü
dinletilse yukarda bahsettiğim gelişmeleri çok kolay sağlamış olacağız.
Yüz elli
yıl önce Kars’tan Rusya’ya göç etmiş Rum bir ailenin torunlarının hala
türküler söyleyip, dinlediğine şahit olduğumda bir kez daha; ne iyi ki
türküyü kendimi bildiğim günden beri dinlemişim, söylemişim, türkülerle
gülmüş, türkülerle üzülmüşüm dedim.
Bir
insanı bütün vasıflarıyla “insan” yapmak için türkü dinletmek yeterlidir.
Toplumda yaşanan karmaşanın, insanca olmayan tavırların yerine paylaşan,
seven, özleyen, saygı duyan insanlar yerleştirmek isteniyorsa türkü
dinletilsin, türkü söyletilsin, türkü söylensin.
Bir
türküyü can kulağıyla dinlemeniz türküyü tanımanıza yetecektir.
Sırrı
ÇINAR (www.sirricinar.com)
 |
Kubbede Kalan Hos Bir Seda: Zeki
Müren |
 |
|
|
(25.01.2006) Geride 100`e yakin beste 500’ü askin
siir, 500’ün üzerinde plak, 18 film ve kulaklarimizdan
silinmeyecek hos bir seda bıraktı Zeki Müren.
Kendi hayatını soyle anlatiyordu Sanat Gunesi:`Yalnız Allah'tan
korkarım, Allah'ın dediği olur. Bu büyük alemi yaratan ve de yöneten
yüce kudret, alnımıza bir yazı yazıyor diyorum ben doğarken. Doğuyor,
yaşıyoruz...::Devami |
 |
Yasayan Efsane: Neset Ertas |
 |
|
|
(25.01.2006) Kimdir Neşet Ertaş? Bir zamanlar
sadece ve sadece "Kırşehirli Mahalli Sanatçı" olarak bilinen Neşet
Ertaş'ı binlerce, hatta milyonlarca saz çalıp türkü söyleyen
diğerlerinden ayıran nedir? Onun sazınin
ve sesinin insanı büyüleyen sırrı nereden gelmektedir? Neredeyse
yarım asra varan bir süreden beri gerçek anlamda gönül telimizi
titreten bu esrarlı sesin, sazın ve
yorumun arka planında neler ve kimler vardır?...::Devami |
|

Radyoyu
Acilis Sayfaniz Yapin
|