|
Bugün Almanya’nın
Süddeutschezeitung gazetesinde AB Komisyonu Başkan Yardımcısı
ve Türkiye’nin AB üyeliğinin sözde en büyük destekçilerinden
Günther Verheugen’le bir söyleşi yer alıyor(14.06.2005).
Konu Fransa ve Hollanda’daki anayasa referandumları
depreminden sonra AB’nin durumu ve geleceği. Bu çerçevede
Verheugen’a Türkiye ile ilgili sorular da sorulmuş.
Türkiye’ye geldiğinde bir yandan sömürge valisi pozları
takınırken, bir yandan da Türkiye’nin AB üyeliği hakkında
ağzından bal damlayan Verheugen Alman gazetesine daha farklı
bir söylemle cevap veriyor. Kelimesine dokunmadan
aktarıyorum:
SZ:
Türkiye hâlâ üye adayı olarak kalacak mı?
Verheugen:
Şu anda Türkiye’nin AB üyesi olma umudu hakkında soru işareti
yaratanlar bu ülkedeki demokratik ve hukukî reformları
tehlikeye atmış olurlar. Türklerde zaten “Ne yaparsak
yapalım, sonunda Avrupalılar bizi almaz” korkusu var.
Türklere güven verebilmek için sonsuz çabalar harcadık. Bu
güveni şu anda yok etmenin ne kadar miyop bir davranış
olacağını kelimelerle anlatamam. Lütfen bu ülkeyi ortak ve
güvenlik eklemi olarak Ortadoğu’ya kaybedersek neler olacağını
düşünün.
SZ:
Ama Avrupa’da çok kişi Avrupa içinde bir Türkiye’yi tasavvur
edemiyor.
Verheugen: Sabırlı olun. Üyelik en erken
10 yıl sonra olabilir. O zaman reformlarla tamamen değişmiş
bir Türkiye olacak. O zaman alınıp alınmayacağına da AB
halkları referandumla karar verir.
AB’nin en üst düzeyde bir
yetkilisi ancak bu kadar açık konuşabilir. Adam açıkça şöyle
diyor: Büyük çaba harcayarak Türklerde üyelik umudu
yarattık; bunu reformlar adı altında Türkiye’den taviz
koparmak, Türkiye’nin iç ve dış politikasına müdahil olmak
için yaptık, çünkü Türkiye’yi “ortak” (Dikkat: Üye değil,
ortak!) ve güvenlik kalkanı olarak kullanmak istiyoruz.
Türkler de ne güzel tava geldi, her istediğimizi paşa paşa
yapıyorlar. Zaten adamları kandırana kadar göbeğimiz
çatlamış, şimdi enayilik edip bunları uyandırmanın âlemi var
mı? Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeyin de biz bir 10-15
yıl daha Türkiye’yi maymun gibi oynatalım, Kıbrıs’ı,
Ege’yi, Güneydoğu’yu, Fırat’ı, Dicle’yi elinden alalım,
doğuda Ermenistan’ı, kuzeyde Pontus’u, İstanbul’da
Patrikhane Devletini kuralım. Ondan sonra da Türkiye’nin
üyeliğini iki referandumla reddettiririz, olur biter. Bu
arada Türkiye’nin kolu kanadı kırılıp bize tamamen bağımlı
hale gelmiş olacağı için artık üyeliğe alınmasa bile nasıl
olsa avcumuzdan kaçamaz. Böylece AB üzerinden kuracağımız
yeni Alman Reichının doğuda Kafkasya, Orta Asya ve
Ortadoğu’ya açılan büyük bir sömürgesi olur.
Mesele bu kadar açık ve
nettir. Ben söylemiyorum, "Türk dostu" Verheugen söylüyor.
|