|
 |
İZ DÜŞÜMÜ |
 |
 |
Sırrı ÇINAR |
 |
YÜKSEK
KÜLTÜR
(Sırrı ÇINAR, 15.11.2005)
"Kültür" her ne kadar
Fransızca kökenli bir kelime olarak bilinse de Türkçe'dir. Toprağın
Türkçe'de karşılığı olan "kül" ve "tour" kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.
"Tour", Türkçe'de "doğuran" anlamındadır. Yani; "Toprağın doğurduğu, ürettiği
anlamında olan kül-tür kelimesi oluşmuştur.
Bu gerçeği bilmeyen ve
araştırma ihtiyacı hissetmeyenlerin ön kabulle yabancı kökenli kelime
olarak kabul ettikleri "kültür" kavramını Türk gibi düşünerek içini doldurması
iyimserlik olur. Bir çok yabancı dilde Türk, Turkish (Turkiş) olarak geçer.
Aslında o yabancılar, bizi bizden daha güzel bir dille tanımlamaktalar. Çünkü,
Turkiş diye seslendirilen Turkish kelimesi de Kültür kelimesi gibi özbeöz
Türkçe'dir. "Tour ve kişi kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Çünkü
tarihte bize Touran denmekteydi ve tour kişi de birey olarak sıfatlandırmada
kullanılmıştır. Bu basit ama çok önemli ayrıntılar bizim yani Türklerin (Şimdiki
adımız Türk, aslında touran) kültür üzerindeki hakimiyetimizin bir göstergesi
olarak bütün aydınlığıyla durmaktadır. Touran olmayanların bize taktıkları Türk
sıfatını biz kendimiz tanımlamakta kullanmaya başlamış ve kendimizi Türk diye
tanıtmaya başlamışız.
Bu güzel bilgileri
edindiğim araştırmacı Önder Öztürk Ağabeyimin gün yüzü görmemiş müthiş
araştırma sonuçları maalesef dost sohbetlerinde konuşulmaktadır. Dost
sohbetlerinden genele yayılamayan kültür parçacıkları, intikamını
toplumdan çok acımasızca almaktadır. Vasati kültür birikimine sahip olmayan
bireylerin söz sahibi oldukları, yetkili, etkili konumları işgal ettikleri bir
ülke ve sonuçta; sığ, asgari düşünme yetisine dahi sahip olmayan yığınların
oluştuğu bir toplum kaçınılmaz olmuştur.
Bu gerçeklik karşısında
"yüksek kültür" den söz etmek aslında densizlik olacak. Ama yüreğimiz
yanıyor. Normal kültür birikimi olmayan insanların yeni dünya düzeni içinde
hangi şartlara sahip olacağını bilmek için büyük araştırmalara gerek yok.
Rekabet edebilmek için gerekli olan bilgi, bilgiyi kullanma ve büyük fark atmış
ülkelere ulaşmak için onların yöntemleriyle arkalarından sürüklenen uydu toplum
ve ülke olmamanın yollarını aramanın en temel yolu kültür birikimini artırmak ve
"yüksek kültüre" ulaşmak olacaktır.
Gelişmiş ülkelerin bilgi ve
bilgi teknolojilerini kullanarak, üstelik onların izin verdiği kadarıyla
kullanma imkanına sahipken yeni dünya düzeni içinde rekabet edebilme şansımız
olabilir mi? Olmayacağı açıktır. Aynı güzergahta koşuya çıkmış iki atletten biri
büyük farkla öndeyken arkadakinin öndeki atletin hızıyla ona ulaşmasının
imkansızlığı gibi bir gerçeklik var. Bu gerçeği göz ardı etmek ise ancak
akıl-idrak gibi yetenekleri körelmiş, kültür parçacıklarını toparlayamamış
köleleşmiş toplum davranışıdır.
Yapmamız gerekenler
açık ve net bir şekilde önümüzde durmaktadır. Islahat yaparak, reformlarla bir
yerlere varamayacağımıza göre yapmamız gereken, olmayanı, düşünülmeyeni,
uygulanmayanı bilgi birikimimizi zorlayarak bulmak ve hayata geçirmektir. Aykırı
olarak kabul edilecek devrimlerin gerçekleşmesi gerekiyor. Mesela; Makine
mühendisini bir işletmeci kadar, bir bilgisayar programcısı kadar, bir uluslar
arası ilişkiler uzmanı kadar, bir halk bilimcisi kadar, bir edebiyatçı kadar
farklı dallarda bir bütün olarak yetiştirmek. Bütün bu konuların uzmanı olacak
kadar bilgi yüklemek. Geniş ufuk sahibi, yüksek kültür sahibi bireyler
yetiştirmek. Yada kamuda, üniversitede, sanatta, edebiyatta, siyasette yer
alacak bireylerin özellikle seçilip özel bir eğitimle daha ilköğretimden
itibaren yetiştirilmesi. Ya da, tıp doktoru yetiştirileceklerin çırak-usta
ilişkisine benzer biçimde ve diğer bilimlerin öğretildiği ilköğretimden itibaren
hastanede yetiştirilmesi gibi. Bu tür aykırı düşünceler çeşitlendirilebilir ve
daha da aykırı düşünceler üretilebilir.
Önemli
olan gelişmiş ülkelerin ekonomik, teknolojik, bilimsel, siyasi olarak aldıkları
yollarda uyguladıklarının aynısını uygulamaktan vazgeçmektir. Önemli olan yüksek
kültür seviyesini yakalamış bireylerin üretilmesi ve oğaltılmasıdır. Söyleneni
anlayan, bilgi sahibi, analiz yapabilen, duyarlı, çözüm üretebilen, toprağını
tanıyan, ülkesini bilen, insanını seven, fedakar, cefakar, vefakar, seviyeli,
seciyeli ve en önemlisi şahsiyetli bireyler üretebilmek
ve sayılarını artırabilmektir.
Şahsiyetli insan konusu ayrı
bir yazı konusu. Üzerinde durulması gereken önemli bir ayrıntı ama kültürün
altında ki bir ayrıntı. Normal kültüre sahip insanlardan öteye geçip, "yüksek
kültürle" donanmış insanların olduğu bir toplumda yaşamanın hazzı başka olsa
gerek. O günleri görmeyi ne arzuluyorum bir bilseniz.
(Sn.Sırrı Çınar'ın diğer
yazılarını okumak için)
http://www.sirricinar.com/)
|

Radyoyu
Acilis Sayfaniz Yapin
|