| |
|
|
 |
Radyo iz
© |
|
| |
|
|
Turkce
English
Ana
Sayfa
DUYURULARINIZ
|
 |
Halk Müziğimizin
Güçlü Sesi: Emel
Taşcıoğlu |
 |
"Bornoz
giyerek sanatçı olunmaz"
Aldığı "Fair
Play" ödülünden sonra kimse onun kapısını tebrik için çalmamış olsa da,
Emel Taşçıoğlu, "Ahlaki konularda taviz vermeden hem sanatçı, hem de anne
olarak bir yerlere gelebilmenin en güzel karşılığı bu" diyor.
Emel
Taşçıoğlu, Ankara gibi bir memur şehrinde, hem de memur statüsünde bir TRT
Radyo sanatçısı. Milli Olimpiyat Komitesi ise, "Fair Play" yani "Dürüst
Oyun" oynayan centilmen sporculara teşvik ödülleri veren, adı üstünde bir
spor kurumu. Herhangi birimize bir Ankara Radyosu sanatçısına Olimpiyat
Komitesi tarafından "Fair Play" ödülü verileceği söylense herhalde buna
güleriz. Ama bu olay Türkiye"de ilk defa 2001 yılında yaşandı ve Türk
Milli Olimpiyat Komitesi, Ankara Radyosu sanatçısı Emel Taşçıoğluna Fair
Play ödülü verdi.
Olayın kısa hikayesi şöyle: Olimpiyat Komitesi tarafından sadece spor
alanında dağıtılan bu ödülün o yıl "sosyal" alanda da "sarı kart"
görmemiş, vatanına ve milletine faydalı işlerde bulunmuş kişilere
verilmesi kararlaştırılır. Kurul oturup konuşarak bu ödülü sanat
hayatındaki başarısı ve örnek sanatçı kişiliğinden dolayı Emel
Taşçıoğlu"na vermeyi planlar. Emel Hanım, bu ödülü kendisine telefonla
bildirdiklerinde çok şaşırmış, hatta önce birileri tarafından
işletildiğini düşünmüş. Bu sebeple de ödülü gidip alana kadar kimselerle
aldığı haberi paylaşmamış.
Emel Taşçıoğlu"yla beraber bu ödüle layık görülen insanlardan birisi
yıllardır kitabı olmayan köylere eşek sırtında kitap taşıyan bir dede,
diğeri de cemaate cuma namazı kıldırdığı esnada gelen haber üzerine namazı
bozdurarak cemaatle orman yangınını söndüren, daha sonra namazı tekrar
kıldıran bir hoca. Ödülü aldıktan sonra yakın çevresi hariç kimseler Emel
Hanım"ın kapısını tebrik etmek için çalmamış. Ama o, aldığı ödülün
değerini çok iyi kavramış. "Benim için ahlaki konularda taviz vermeden
sanatçı ve bir anne olarak bir yerlere gelebilmenin en güzel karşılığı bu"
diyor.
5 yaşında sahne
Kendisi o yılları hayal meyal hatırlıyor olsa da, babasının beyanına göre
Emel Güney, 5 yaşında sahneye çıktığında kalabalık "milli takım gol atmış
gibi" coşkuyla onu selamlarmış. Aradan geçen 35 yıla rağmen Ankara
sokaklarında onun çocukluk halini hatırlayanlar bile çıkıyor. Sanattaki
ilk yıllarını dolu dolu yaşayan Emel Taşçıoğlu, Güney Kardeşler grubuyla
beraber günde 15 düğüne gittiği zamanlardan bahsediyor. Sahnede kaldıkları
dönemde Güney Kardeşler grubu, babalarının koyduğu prensipler
doğrultusunda hiçbir zaman gazinolarda veya alkollü mekanlarda çalışmamış.
On yıllık yoğun sahne temposundan sonra Emel Güney, 15 yaşına geldiğinde
babası "Artık yeter, kızımız genç kız olmaya başladı, buraya kadar"
diyerek kendisini sahnelerden indiriyor. Artık Emel de diğer arkadaşları
gibi eğitime devam edecek ve hedefi olan öğretmenlik mesleğine doğru adım
adım ilerleyecektir.
Çocukluğu sahnelerde geçen Emel, eğitimine devam etmek üzere tüm dikkatini
okuluna verir. Annesi ve babası, kızları o dönemde müziği bırakınca
"Kızım, bak biz seni bu kadar yıl hanım hanımcık yetiştirdik, aman sen de
TRT"nin sınavına gir, yoksa hakkımız helal etmeyiz" diye yeminler verir
ama Emel kararını çoktan vermiştir. O yaşta sanatçılığın bu kadarı
yeteceğine inanan Emel, gerçekten de hedeflediği gibi Gazi Üniversitesi
Müzik Öğretmenliği bölümüne girer ve 1985 yılında bitirerek öğretmenliğe
başlar. Aynı yıllarda evlenir, Taşçıoğlu soyadını alarak bir de çocuk
sahibi olur. Emel Taşçıoğlu TRT"nin ağırlığını, ciddiyetini ve asaletini
bildiği için eşinin ısrarlarına dayanamayarak TRT Ankara Radyosunun açmış
olduğu Yetişmiş Sanatçı sınavına girer. Sınava girdiğini de kimseye haber
vermez ki kazanamadığı durumda "Ünlü Emel Güney TRT"nin sınavını
kazanamamış" demesinler. Çocuk yaşlarında Yunus Karaca"dan aldığı nota
derslerinin faydasını TRT sınavında da görecektir. Sonunda Emel Taşçıoğlu,
TRT sınavında kendisine verilen eserleri iyi biçimde solfej ve icra ederek
başarılı olur ve ses sanatçısı olarak Ankara Radyosunda çalışmaya başlar.
40 yaşında ilk albüm: "Sel Gider, Kum Kalır"
Şimdi
biraz da "Sel Gider, Kum Kalır.." albümünden bahsedelim. Yılların
birikimini ve emeğini yansıtan bir isim ve içerikle karşımıza çıkan Emel
Taşçıoğlu"nun albümünde ilk dikkatimizi çeken şey 13 türküden oluşan
albümün neredeyse yarısının hicaz veya halk müziğinde "garip ayağı" denen
ses dizilerinden müteşekkil olması. Bu tercihin başlıca sebebi Sıla
Müzik"in sahibi Mustafa Yaşar Urhan"ın hicaz makamına olan düşkünlüğüymüş.
Hatta müzik camiasında "Hicaz Mustafa" olarak da bilinen Mustafa Bey"le
Emel Taşçıoğlu"nun oluşturdukları ortak repertuarın sonunda elemeden geçen
türkülerin çoğunun hicaz makamında olduğunu görmüş ve bu türkülere olduğu
gibi albümde yer vermişler. Bunların dışında Orta Anadolu türkülerinin
hakim olduğu albümde Bayramdan Bayrama ve Efendim isimli iki Kazım Birlik
bestesi ve Mustafa Keser"den alınan Yüce Dağ Başında isimli bir şarkı yer
alıyor.
Taşçıoğlu"nun repertuarındaki hassasiyeti saz ekibinde de görmek mümkün.
Emel Taşçıoğlu"nun albümü için kendi alanında en iyi olan müzisyenler bir
araya gelerek İsmail Derker yönetmenliğinde çalışmış. Taşçıoğlu"nun yanık
sesinden bildiğimiz birçok türkü bambaşka bir havaya bürünmüş.
Türküleri yorumlamasında baba vatanı Mucur"da geçirdiği yaz tatillerinin
de katkısı olduğunu söyleyen Taşçıoğlu, "Eğer ayağıma şalvar geçirip
kasnak kesmeseydim ve oruçlu olarak tarlalarda mercimek yolmasaydım bu
milletin türkülerini de anlayamazdım" diyor. Taşçıoğlu"na göre milletin
neyi hangi şartlarda yaşadığını anladığınız zaman türkülerin de nasıl
yakıldığı hakkında bir fikriniz oluyor ve bu da elbette icranıza yansıyor.
Emekli olan ve oraya göçen baba ve annesini ziyaret için Mucur"a gitmeye
devam ediyor.
|
Hem
sanatçı, hem ev hanımı
Emel Taşçıoğlu aile konusunda da örnek bir sanatçı. Bu konuda anne
babasından gördüğü aile hayatını minnetle anarak sürdürmeye
çalıştığını vurgulayan Taşçıoğlu "ailenin kendisi için her şeyin
önünde ve ilk planda" yer aldığını söylüyor. Ancak düzgün bir aile
yaşantısı güzel bir iş hayatına destek olur, iş ancak ailenin saadeti
için önemlidir diyen sanatçı yıllardır süren sanat hayatına rağmen
çarşıdan alışverişini kendisi yapan, otobüs ve metro gibi toplu taşıma
araçlarını kullanan ve ev işleri yapmaktan zevk alan bir ev hanımı
aynı zamanda. Taşçıoğlu, günümüz "assolistleri" için de bornoz giyip
tırnak uzatarak şarkıcı olmanın mümkün olmadığını, iyi bir sanatçı
olabilmek için uzun yıllar çalışıp, olgunluk ve birikim sahibi
olduktan sonra doğru işler yapılabileceğini vurguluyor.
|
Kaynak:
Talat Alkan,
Aksiyon Dergisi Sayı: 494 -
24.05.2004
|

Radyoyu
Acilis Sayfaniz Yapin
Ana
Sayfa |